Ana sayfa » türkmen » BULGARİSTAN’DA BAŞMÜFTÜLÜK KRİZİ

BULGARİSTAN’DA BAŞMÜFTÜLÜK KRİZİ

Mustafa Tombuloğlu
Yörtürk Kültür ve Sanat Dergisi (Eylül-Ekim 2010)

Dini liderlerini seçmek için gerçekleştirdikleri konferansların mahkeme kararlarıyla geçersiz sayılması sonrasında, Başmüftü Mustafa Aliş Hacı yerine Nedim Gencev’in Bulgaristan’daki Müslümanların lideri konumuna getirilmesi soydaşları aylardır huzursuz ediyor.

Nedim Gencev kimdir?

Nedim Gencev; Jivkov tarafından Başmüftü olarak atanan, altı yıl Bulgar Gizli Servisi’nde istihbarat ajanlığı yapan, Başmüftülük hesaplarından 430 bin Avro’yu zimmetine geçirdiği gerekçesiyle gözaltına alınan – henüz bitmedi – evrakta sahtecilik yaparak vakıf mallarını satmaya çalışan, içkiye, kadınlara ve paraya olan zaafı ile bilinen bir kişi. Müslüman toplumun Gencev’i dini lideri olarak kabul etmesi mümkün değil. Olmadığı da, Razgrad Müftülüğü’nü işgal girişiminde ATAKA Partisi’nin il başkanına ait Neron Güvenlik Şirketi’ni kullanması ile bir kez daha gözler önüne serildi. Hoş geçmişte de farklı değildi. Komünist rejim döneminde Başmüftü iken “Bulgaristan’daki Türklere hiçbir baskı yok. Kaçanlar da birtakım hesaplar peşinde” demişti.

Bulgaristan’da Türk ve Müslümanlara karşı girişilen asimilasyon kampanyasında yüzlerce soydaş hayatını kaybederken, binlerce kişi toplama kamplarına ve cezaevlerine atılıp, işkence görürken, 400 bin Türk ülkeden sürgün edilir ya da “yeniden doğuş” süreci altında isimleri değiştirilirken, başka kim böyle bir cümle kurabilirdi ki? O günden bugüne Gencev için değişen bir şey olmadığı ortada. Yine soydaşların karşısında. İşbirliği yaptığı ATAKA; ezan sesinin yasaklanması, Bulgaristan Devlet Radyo ve Televizyonu’nda Türkçe haber yayınlarının kaldırılması gibi kampanyaları yürüten, partinin resmi yayın organı konumundaki Vestnik Ataka’nın internet sitesinde (http://forum.vestnikataka.bg//index.php/topic,24128.0.html) Atatürk ile İslamiyet’e ağır hakaretler içeren karikatürler yayınlanmasına izin veren, Türk, Müslüman karşıtlığı ile tanınan bir parti. Ve bugün Müslümanların sözde lideri konumundaki Gencev bu kişilerle çıkarları uğruna ittifak yapıyor.

Bulgaristan’ın tutumu nedir?

Bulgar Yönetimi konunun ayrı bir boyutu. Yetkililer ülkenin laik yapısına vurgu yaparak, dini konularda taraf olamayacaklarını açıklıyor. Oysa denetim mekanizması hazır. O da 2002 tarihli Dini Cemaatler Kanunu. Ortodoks kilisesi haricinde ülkedeki diğer dini azınlık temsilciliklerinin mahkeme tarafından tescil edilmesini öngören yasa, azınlıkların din ve vicdan özgürlüğünü kısıtlayan, ayrımcı bir uygulama. Nitekim, Müslüman azınlığın özgür iradesiyle belirledikleri Başmüftü ve Şura Başkanı seçimlerine Bulgar Devleti’nin yaptığı müdahaleler, 2000 ve 2005 tarihli AİHM kararlarıyla İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı bulunmuştu.

Ancak Bulgaristan’ın ne mahkeme kararlarını, ne de ülke raporlarındaki önerileri dikkate almaya niyeti yok gibi. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammarberg, Bulgaristan ziyaretinin ardından hazırladığı raporda; “Bulgar toplumunda giderek artan hoşgörüsüzlük ve İslam karşıtlığı eğiliminden duyulan endişeye” vurgu yapmış, “Dini grupların kayıt işlemlerine yönelik basitleştirilmiş yasal düzenlemeler yapılmasını, bu çerçevede yerel makamlara ve kolluk güçlerine dini özgürlüklere gereksiz müdahalede bulunulmaması yönünde gerekli talimatlar verilmesini” öngörmüştü. Oysa bugün, Bulgaristan Müslümanlarının özgür iradeleriyle seçtiği Başmüftü Bulgar Devleti tarafından tescil edilmeyerek, Müslüman azınlığa yönelik asimilasyon politikaları yürüten komünist rejim döneminin istihbarat subayı Nedim Gencev atanıyor. Sözde müftünün açtığı dava iki yıl gibi kısa bir sürede sonuçlanırken, Müslüman topluluğun özgür iradesiyle seçtiği Başmüftülük Yönetimi tarafından açılanan davalar sürüncemede bırakılıyor. Bunlar yetmiyor, Bulgar Din İşleri Müdürlüğü bazı Bölge Müftülükleri ve Camii Encümenliklerinin değiştirilmesi/tescili için Belediyelere talimatlar veriyor. Gencev yandaşları gasp eylemlerinde Bulgar polisinin “koruma ve güvencesi altında” Müslüman topluma karşı işbirliği içinde hareket ediyor. Yaşananları, hukuk devleti, demokrasi, insan hakları ilkeleri ya da uluslar arası hukuk normlarıyla ile açıklamak mümkün değil.

Bulgaristan Müslümanlarının beklentileri…

Soydaşlar, din ve vicdan özgürlüğünü engelleyen siyasi-hukuki-idari yaptırımların derhal sona erdirilmesi için haklı mücadelelerinden asla vazgeçmeyeceklerini söylüyor. Kararlılıklarını ortaya koymak amacıyla düzenledikleri protesto gösterilerine ve uluslar arası kurum kuruluşlar nezdindeki girişimlerine de devam edecekler. Ama asıl beklentileri bunların hiç birine gerek kalmadan, Müslüman toplumun özgür iradesine ve tercihlerine saygı göstererek hükümetin bir an evvel gerekli adımları atması.