Ana sayfa » türkmen » DENİZE DÜŞEN YILANA SARILIR

DENİZE DÜŞEN YILANA SARILIR

Mustafa TOMBULOĞLU
Yörtürk Kültür ve Sanat Dergisi (Temmuz – Ağustos 2012)

İsrail’in, Arap Baharı’yla birlikte bölgedeki yalnızlığının daha da arttığı kesin. Bunun yanında, Türkiye ve Mısır gibi iki önemli ülkeyle de sorun yaşayan İsrail, bölgedeki yalnızlığını gidermek ve stratejik derinlik kazanmak amacıyla yeni arayışlara yöneldi. İsrail’in bu çerçevede, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’yle (GKRY) yürüttüğü yoğun diplomasi gözlerden kaçmadı. Karşılıklı görüşmelerde, askeri, güvenlik, ekonomi ve enerji alanlarında işbirliğinin geliştirilmesi üzerinde duruluyor.

Bilindiği gibi İsrail, her zaman güvenlik ağırlıklı, sorun yaratıcı politikalar uygulamıştır. İsrail Yönetimi, milyonlarca Filistinliyi zorbalıkla yönetmeye ve en temel haklarını ellerinden almaya devam etmiştir. Bölgedeki sorunlarla beslenen, kendisine her daim düşman yaratan İsrail artık bulunduğu coğrafyada yalnız kalmıştır. Diğer yandan, bölgede yaşanan halk hareketleri, demokratik talepler, başka bir değişle bölgenin normalleşme sürecine girmesi İsrail’in her zamankinden daha çok sorgulanmasına neden olmuştur. K.Afrika ve Ortadoğu coğrafyasında sancılı bir geçiş süreci yaşanırken İsrail’in savaş çığırtkanlığı yapması yakın müttefiki ABD’yi bile kızdırmıştır. İşte İsrail “denize düşen yılana sarılır” misali, yalnızlıktan kurtulmak için Yunanistan ve GKRY’nden medet umar hale gelmiştir.

Mevcut durumda ise hem Yunanistan hem de GKRY büyük bir ekonomik kriz içindedir. Amerikan Pew Araştırma Merkezi’nin sekiz AB ülkesinde gerçekleştirdiği araştırmaya göre Yunanlıların % 98’i ülkesindeki ekonomik durumdan memnun değildir ve % 90’ını da yaşanan sıkıntıların faturasını hükümete kesmektedir. Dolayısıyla Yunan halkının bu şartlarda en son isteyeceği şey İsrail’in savunma sanayi ürünleridir…

Bir de Yunanistan’ın İsrail ile olan geçmişteki ilişkilerine bakalım. Yunanistan, kuruluşundan beri İsrail’e karşı en olumsuz tavrı takınan Avrupa ülkesidir. Hatta, 1947 yılında Filistin toprakları üzerinde bir İsrail devleti kurulmasını öngören BM Genel Kurulu’nun kararına da “hayır” oyu kullanmıştır. İsa Peygamberin Yahudiler tarafından öldürüldüğüne inanan Ortodoks Yunan halkı da tarih boyunca hem Yahudilere hem de İsrail devletine karşı olmuştur. Peki ne oldu da İsrail ve Yunanistan bu kadar olumsuz tavra rağmen yakınlaşabildi? Bunun iki cevabı bulunmaktadır:

1-Türkiye ile ilişkilerinde sorun yaşayan ve Türkiye’yi rahatsız etmeyi, çevrelemeyi amaçlayan İsrail “düşmanımın düşmanı dostumdur” yaklaşımını benimseyip, Yunanistan’la yakınlaşmıştır. 2-Yunanistan da içine düştüğü ekonomik krizin etkilerini zayıflatmak için Yahudi sermayesinden, teknolojisinden ve diğer maddi olanaklarından istifade etmek istemektedir.

Şimdi gelelim bir başka soruya…Bu ilişkiler kalıcı mıdır?..Coğrafi farklılık ve her iki ülkenin bulunduğu bölgelerin karakteristik özellikleri nedeniyle Yunanistan ile İsrail’in ortak çıkarları, düşmanları ve talepleri bulunmamaktadır. Ayrıca, ekonomik kriz ortamında Yunanistan’ın İsrailli yatırımcıları ülkesine çekebilmesi mümkün görülmemektedir. Ayrıca, İsrail ile askeri işbirliğini geliştirmek isteyen Yunanistan, zaman içinde Arap/İslam ülkeleriyle de sorunlar yaşayacaktır. Bu durumda İsrail’le iyi ilişkiler kurmak Yunanistan’a faydadan çok zarar getirecektir.

İsrail Yönetimi, saldırgan tutumu ve güvenlik ağırlıklı dış politikasıyla günden güne daha da yalnızlaşmaktadır. Yunanistan ve GKRY’nin, İsrail’in bu yalnızlığına çare olması mümkün değildir. İsrailli yöneticilerin artık “yeni ittifaklar ve savaşa değil, samimi bir şekilde barışa kafa yorması” gerekmektedir.