Ana sayfa » türkmen » SURİYE’DEKİ OLAYLARIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

SURİYE’DEKİ OLAYLARIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Mustafa Tombuloğlu
Yörtürk Kültür ve Sanat Dergisi (Mayıs-Haziran 2011)

Suriye, Şam’ın güneyindeki Dera kentinde, 15 Mart’ta ilk sinyallerini veren rejim karşıtı kitlesel hareketler nedeniyle gergin ve huzursuz. Olaylar, 15 gencin duvarlara “Halk rejimin devrilmesini istiyor” sloganı yazdığı için tutuklanmasıyla başladı. Yönetim, muhalif hareketlere gerçek mermiler ve toplu tutuklamalar ile karşılık verdi. Özellikle başkent Şam, Humus, Dera, Lazkiye, Haseke, Deyreszor, ve Halep’te çok sayıda kişi gözaltına alındı. Ülkede gösterilerin başladığı Mart ayından bu yana 8 bin kişinin tutuklandığı öne sürülüyor. Mayıs 2011 ayı itibariyle yaklaşık 600 gösterici hayatını kaybederken, insan hakları kuruluşlarına göre 200 den fazla insan kayıp. Gelişmeler nedeniyle, merkezi Brüksel’de olan Uluslararası Kriz Grubu, güvenlik güçlerinin frenlenmesini ve şiddetten sorumlu olanlara karşı önlemler alınmasını istedi.

Suriye, kentleşme oranı yüksek, aşiret bağlarının zayıfladığı, kent orta tabakasının güçlendiği bir ülke. Ülkede yaygın bir yolsuzluk var. İşsizlik had safhada. Halk özgürlük istiyor. BAAS Partisi, birçok rahatsızlığın sembolü olarak görülüyor. Bütün kararları 4-5 kişi alırken, BAAS’ın diğer üyeleri yok sayılıyor. Bazılarına göre, reformist talepler başkanın etrafındaki çemberin engeline takılıyor. Güvenlik güçlerinin toplumsal olaylara hazırlıklı olmaması başka bir sorun. Bu ortamda Suriyeli sivil toplum örgütleri, anayasal reform yapılmasını, siyasi tutukluların serbest bırakılmasını, işsizlik, yoksulluk ve yolsuzluğa çözüm bulunmasını talep ediyor. Dolayısıyla Suriye’de komplonun uygulanacağı zeminin hazır olduğu görüşü ağırlık kazanıyor.

Suriyeli yetkililer, olayların başlangıcından bu yana yaşanan dikkat çekici hususlara vurgu yapıyor. Çünkü olayların her kentteki gerekçesi farklı. Dera’da yerel yöneticilerin uygulamaları, Şam kırsalındaki Duma’da peçe yasağına itirazlar, Lazkiye ve Tartus’ta mezhep çatışması gerekçeler arasında, Ayrıca ülkedeki yaklaşık 1 milyon cep telefonuna gönderilen ve göstericileri sokağa çağıran kısa mesajların çoğu İsrail kaynaklı. Bazı kentlerde yüklü miktarda silah ele geçirildiği ve göstericiler arasında silah kullanan şahısların bulunduğu ifade ediliyor. Bu arada Washington Post Gazetesi’nin, “ABD’nin, Suriye muhalefetini finanse ettiği” şeklindeki haberi de, Suriye’ye yönelik komplo iddialarını destekliyor. Habere göre, 2006 yılından bu yana yapılan parasal destek en az 6 milyon dolar civarında.

Suriye’ye yönelik komplonun en önemli amacının Suriye-İran ve Hizbullah arasındaki bağın koparılması olduğu söyleniyor. Rejim yıkılırsa İran İslam Cumhuriyeti, Lübnan’daki Şii direniş hareketi Hizbullah ve Gazze’deki Hamas hükümeti baskı altına alınabilir. İsrail’in bu durumdan memnun olacağı açık. Ancak Mısır devriminin aksine şu anda sessiz kalması, Esad yönetiminin gidişatına göre politikasını şekillendirecek olmasından kaynaklanıyor. Suriye ise, mezhep temelli bir çatışma olasılığı karşısında tedirgin. Suriye’de çıkacak bir iç savaş Tunus, Mısır, Yemen veya Libya’ya benzemeyecek. Bu çatışmanın Sünni, Alevi, Hıristiyan, Dürzi ve Yahudi olmak üzere, ülkeyi 5 parçaya ayırabileceğini öne sürenler var. Ortadoğu’da devlet geleneğinin olmaması, mezhep ve dinlerin ön plana çıkması nedeniyle, ortaya çıkacak bunalım Ortadoğu’nun çökmesine neden olabilir.

Suriye, dönüşü olmayan bir noktaya yaklaşıyor. Esad, bazı şeyleri yapmakta çok geç kaldı. Yönetim, daha fazla zaman kaybetmeden halkın sesine kulak vermeli ve askersiz çözümler aramalıdır. Özgür seçimlerin yapılabileceği demokratik bir rejim ve rüşvetçilerin yargılanacağı bir sistemin kurulması kaçınılmazdır. Beşar Esad, babasından miras kalan karar alma mekanizmalarını aynen kullanmaktan vazgeçmezse, ülkeyi Beşar Esad değil, Hafız Esad mezarından yönetiyor algısı ortadan kalkmayacaktır. Çünkü reform sözü ile 20 yıldır kandırılan halk, Saray Muhafızları Tümeni Komutanı Mahir Esad ve işadamı Rami Makluf gibi cumhurbaşkanının yakınlarını işaret ederek sadece reform değil rejim değişikliği yapılmasını istiyor.